AKTİVİTELER SOSYAL GELİŞİM

ÇOCUKLARINIZ İÇİN EVDE UYGULAYABİLECEĞİNİZ MÜZİK TERAPİSİ TEKNİKLERİ

music

Müziğin rahatlatıcı, sakinleştirici ve iyileştirici yönü olduğu pek çok kişi tarafından kabul edilen bir görüştür. Müzik terapisi de bu görüşü bir adım öteye götürür, müziğin kişilerin fiziksel, duygusal ve ruhsal sağlıklarına olumlu etkiler yaratmasını amaçlar.  Nörolojik müzik terapisinin olumlu etkileri çekilen beyin filmlerinde de görülmektedir.

Çocuklara müzik terapisinin uygulanması eğlencelidir ve terapi onlara oyun gibi gelebilir, ama bu görüntünün yanı sıra  müzik beyindeki önemli yapıları aktive eder. Müzik terapisi evde de uygulanabilir. Aşağıda evde çocuğunuza uygulayabileceğiniz müzik terapisinin kolay bazı aktivitelerini bulabilirsiniz.

Müzik Terapisi ve Bilişsel Alan

Müziğin Hafıza Üzerine Etkisi 

Müzik hafızayı güçlendirir. Şarkıları ezberlediğinizde pek çok kelimeyi de ezberlemiş olursunuz. Bilinen şarkılara (İyi ki doğdun, Ali babanın çiftliği vb.) yeni sözler yazarak yeni kelimeleri veya bilgileri çocuklarınıza öğretebilirsiniz.

Çapraz Ritim Oyunu

Bu aktivite için 2 tane davul’a yada davul gibi kullabileceğiniz eşyaya ihtiyacınız var. Davulları çocuğunuzun omuzlarının hizasında tutunuz. Bir ritim çalınız. Çocuğunuzun sol eliyle sağdaki davula, sonra sağ eliyle soldaki davula ritme uygun şekilde vurmasını sağlayınız. Bu oyun çocuğunuzun sıralamayı öğrenmesini, beyindeki sol – sağ yarım küre arasındaki iletişimin artmasını ve duyusal algılarının artmasını sağlayacaktır.

Dikkat Oyunu

Çocuğunuzun dikkat süresinin uzatmak için bu oyunu oynayabilirsiniz. Her hangi bir aktiviteyi başlatmak ve bitirmek için müziği kullanabilirsiniz. Belirli aktivitelerle belirli müzikleri yada sesleri de ilişkilendirebilirsiniz. Bu oyun özellikle 2-3 yaş çocukları için daha faydalı olacaktır. Çocukları bir çalışmadan diğerine geçirirken de müzik kullanılabilir. Okullarda da ritmik ipuçları sınıflarda aktiviteler arasında kullanılabilmektedir.

Müzik Terapisi ve Sosyal Alan

Müzik ve dil beyinde aynı mekanizmaları kullandığı için müziği dil ve iletişim becerilerinin gelişimde rahatlıkla kullanabilirsiniz. Aşağıdaki aktiviteler çocuğunuzun sosyal gelişimine de fayda sağlayacaktır.

Sıralı Ritim Oyunu

İki çocuğun arasına bir tane müzik aleti koyunuz. Bir çocuk müzik aletiyle bir ritim çalsın ve diğer çocuk onu dinlesin. Bu süreçte aldığı sözel, görsel ve dokunsal ipuçları ile çocuk  arkadaşının çaldığı ritmi  taklit etsin. Bu oyun sayesinde çocuklar  birlikte bir uyum ve tempo yakalamayı öğrenir.

Soru – Cevap Oyunu

Müzik bu oyunda evet/hayır cevabının yerini alır. Bir kişi soru sorar çocuklar müzik aletlerini kullanarak evet veya hayır derler. Örneğin marakaslar evet, davulla hayır anlamına gelebilir.

Davul Çemberi

Bu oyun küçük gruplar için daha uygundur. Her katılımcıya bir müzik aleti yada vücuduyla çıkarabileceği bir ses (el çırpma, ayağını yere vurma vb.) verilir. Her öğrenci sırasıyla lider olur. Lider aletleri nasıl çalacaklarına (yüksek veya alçak sesle, hızlı veya yavaş vb.) karar verir. Liderin yönlendirmesine göre grup belirli bir ritmi çalar.

Müzik terapistleri anne babaların müziğe özel bir yetenekleri olmasa bile müziğin evde kullanılmasının çok önemli olduğunu söylüyorlar. Sesinizin güzel olması gerekmez şarkılarla çocuklara bazı bilgileri aktarabilirsiniz. Evdeki havayı değiştirmek için de müziği kullanabilirsiniz. Sakinleştirici bir müzik koyarak çocuğunuzun duvarlara tırmanmasını engellersiniz. Böyle bir durumda eğlenceli bir müzikle başlayarak sonra yavaşlatabilirsiniz.

Çocuklar müziği eğlenceli bulacağı için müzik terapisi her çocuk için uygun olacaktır. Her yaştaki ve her gelişim seviyesi için uygundur.

0 thoughts on “ÇOCUKLARINIZ İÇİN EVDE UYGULAYABİLECEĞİNİZ MÜZİK TERAPİSİ TEKNİKLERİ”

  1. SOSYAL GRUPLAR VE İLİŞKİ AYRIMI

    Hepimiz sosyal hayatımızda, ilişkiler ağı içinde yaşarız. Yakın arkadaşınız çok mutsuz ise veya başına kötü bir şey geldiyse siz de büyük ihtimalle zihninizin onun sorunuyla meşgul olduğunu görürsünüz. İster istemez kendinizi bu sorunu çözmeye çalışırken bulursunuz, üzerinize bir ağırlık çöker ve siz de mutsuz olursunuz. Bu durum doğal olarak ruh hâlinize ve davranışlarınıza yansıyacaktır. Yakınlarınız bu durumun farkına varmakta zorlanmazlar, normal davranışlarınızdan farklı davranmanız onların ilgisini çekecektir. Duygular bulaşıcıdır, bu sebepten anneniz, babanız, kardeşiniz veya sevgiliniz sizin duygusal değişimlerinizden etkilenirler. Siz de yakınlarınızın duygusal değişimlerinden etkilenirsiniz. Sosyal ilişkiler zincirinde böyle bir etkileşim ve duygusal sirayet yaşanır. Yakınınızda birinin ciddi sorunlarından dolayı, sorunu olmayan başka bir yakınınız da bu durumdan etkilenmiş olur. Sizler ilişki gruplarınızı belirlerken bu duruma özen göstermelisiniz. Okuldaki sınıf arkadaşları bir grup olabilir, akraba çevresi başka bir grup, yakın dostlar başka bir grup, gittiğiniz spor kulübündeki arkadaşlar başka bir grup. Eğer tüm ilişkide olduğumuz gruplardaki sıkıntıları, sorunları diğer gruplara taşırsak bizi etkileyen ufak bir sorunu büyütmüş ve kendimizi mutsuz etmiş oluruz. En sağlıklısı her grubun güzelliklerini veya sorunlarını o grup içinde yaşamak ve bitirmek. Sınıftaki veya kurstaki bir yakınınızın sorunlarını eve taşımayın veya tam tersi evdeki sorunları okula taşımayın. Ama buna karşılık sizi mutlu eden olayları, güzel haberleri olabildiğince insanla paylaşmaya çalışın. Güzel şeyleri paylaşmak, olumsuz konuları paylaşmaktan hem daha zevklidir hem grup arkadaşlarımızı da mutlu eder. Bu sayede hem kendimizi hem de çevremizi mutlu etmiş oluruz.
    Diğer grubun yaşanan sorununu başka gruba taşırsanız, ilişki boyutu, derecesi aynı olmadığı için sorunu veya sıkıntıyı sizin gibi algılayamadıklarından sorunu dinliyormuş gibi görünürken, dinlemezler ve anlayamazlar. İşte bu yüzden anneniz, babanız bazen ablanız, ağabeyiniz size, bir daha o arkadaşınla görüşme derler ve kesip atarlar. Bu durumda aile fertleriniz sizi sevdiği, sizin iyiliğinizi ve mutluluğunuzu düşündüğü için bu kestirme ve kesin yola başvururlar. Demek ki ne yapıyor muşuz, farklı gruplardaki sıkıntılı olayları, diğer gruplara taşımayarak hayatımızı kolaylaştırıyor muşuz.
    Mesela, bir alt sınıftaki arkadaşlarınızla yeni sınıf arkadaşlarınız arasındaki ilişki ve paylaşımı dengelemeniz gerekir. Aslı ile yaptığınız münakaşayı, eski sınıfınızdaki en yakın arkadaşınız olan Merve ile paylaştığınızda, hem sizin Aslı ile ilişkinizi bitirmenizi isteyebilir hem de sizin aranızdaki bu tartışmayı biraz abartarak başka arkadaşlarına anlatabilir. Bu durum siz fark etmeden ileriki günlerde size değişik sorunlar olarak gelebilir.
    Yukarıdaki örneğin tam tersini düşünelim Aslı ile yaşadığınız çok güzel bir olayı Merve ile paylaştığınızda bunu duyan arkadaşlarınız size hem gıpta ederler hem de sizinle benzeri güzel olaylara imza atmaya çalışırlar. Başarılı insanlar ve iyi ilişkiler çevremizde güzel karşılanır ve sizi daha olumlu bir arkadaş, dost veya kardeş yapar. Hiç tanımadığımız bir ünlüyü düşünün, televizyonda onunla ilgili bir başarı haberi duyduğumuzda ona duyduğumuz hayranlık artarken; onunla ilgili olumsuz bir haber izlesek ona olan duygularımız ister istemez değişir ve ona duyduğumuz hayranlık azalır. Bunu yaparken olayın ne kadar doğru veya yanlış olduğunu araştırma imkânımız olmadığı hâlde. İşte bu yüzden güzel Türkçemizde, “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.” diye bir söz vardır. Arkadaş seçimi ve ilişkileri doğru kontrol etme hepimiz için her yaşta önemlidir.
    Eğer çevrenizdeki ilişkiler iyi ve olumlu olursa, siz de kendi ilişkilerinizin daha iyi ve olumlu olacağınızı düşünürsünüz. Bu yüzden kendinize ilişki desteği aramanız gerekir. İlişki desteği çeşitli şekillerde gelebilir. İlk adım, kendi yakınlarınıza bakmak olmalıdır. Tanıdığınız ve hayranlık duyduğunuz bütün kişilerin listesini yapın; aile, arkadaşlar, öğretmenler, topluluk liderleri gibi. Bu olumlu örnekler size duygusal bir destek olurlar, onların başarılarını ve iyi ilişkilerini neye borçlu olduklarına dikkat edin, ihtiyaç duyduğunuzda onları örnek alın. Bu konuda bizler şanslı bir milletiz, aile yapımız ve yaşam tarzımız sayesinde en iyi destekçilerimiz ailemizden çıkar. Hem ailenizle hem de iyi ilişkiler kurduğunuz arkadaş ortamlarında daha sık zaman geçirmeye çalışın, bu sizin okul başarınızı da kişisel gelişmelerinizi de arttıracaktır.
    Bu durum, olumsuz örnek olan arkadaşlarınızdan olabildiği kadar uzak durmanızı, fakat o olumsuzluklardan ders çıkarmanızı sağlamalı. Çevrenizde sosyal durum ve ilişki bazında kötü örnekler varsa bunları tecrübe olarak kullanın. Onların yaptığının tam tersini yapmaya çalışın. Büyüklerinizin, özellikle aile fertlerinizin gösterdiği olumlu örnekler size ışık tutacaktır. Unutmayın sizi en çok sevenler öncelikle aile fertlerinizdir, daha sonra arkadaşlarınız gelir. Bu dengeyi bozmadan yaşamaya devam ederseniz hem ruhsal hem de fiziksel gelişiminiz sağlıklı olacaktır.

Bir Cevap Yazın