YGS

2013 YGS SONUÇLARI ÜZERİNE BİR KAÇ DÜŞÜNCE

mezuniyet

   Yüzdelik olarak yüksek başarıdaki okulların puan ortalamalarının düşük olması, bu okullarda verilen eğitimin okuldaki genel öğrenci profiline göre düzenlenip tüm adayları kapsayıcı bir biçimde uygulandığını gösteriyor.Bu okullarda öğrenci seviyeleri arasında ayırım yapılmadan eğitim verildiğini ve/veya öğrenci profillerinin daha homojen yapıda olduğunu söyleyebiliriz (Örneğin  Astsubay Hazırlama Okulları).

  Buna karşın yüzdelik başarısı/ları düşük olduğu halde puan başarı ortalamaları yüksek olan okullar göreceli olarak daha antidemokratik ve gözetmeci bir eğitim takip ediyorlar denilebilir. Söylemek istediğim şudur: başarılı olacaklarını düşündükleri öğrencileri diğerlerinden ayırarak farklı  bir yaklaşımla hazırlıyor olabilirler. Bir başka neden de okula öğrenci kabul ederken homojen bir kriter gözetmiyor olabilecekleridir.

   180+ seviyesinin altında kalan tüm okullar için ciddi kapsamlı bir performans artışı hedefli çalışma gereklidir. Her okul türünün kendisine özgü bir takım eksiklikleri olabileceği gibi, tüm bu grubu oluşturan okulları kapsayan ortak aksaklıklarda mevcut olabilir.

   Aynı okula ait 140+ ile 180+ yüzdelikleri arasındaki makasın kendi içinde diğerlerine oranla daha büyük olduğu okullar başarılı olarak kabul ettiğimiz 140+ sonrasındaki tüm öğrencilerin alt grubunu oluşturuyor. Bunlar toplum içindeki zanaat ve sanatkarlık gerektirip fazlaca eğitim gerektirmeyen küçük esnaf ve düşük kalifiye ara iş gücünü oluşturuyorlar. Tablo dikkatle incelenirse bahsedilen okulların TEKNİK LİSELER, DİĞER MESLEK LİSELERİ, GÜZEL SANATLAR LİSELERİ, SEKRETERLİK LİSELERİ, OTELCİLİK VE TURİZM MESLEK LİSELERİ’ ni oluşturan grup olduğunu görebiliriz.

   Öğrencilerin kavrayış ve öğrendiklerini sınavda yansıtma becerileri doğrudan kendi dillerine hakim olmalarından geçer. Sosyal bilimler testinde tüm soruları doğru cevaplayabilenlerin sayısı bu nedenledir ki Türkçe testinden tüm soruları doğru cevaplayanlardan daha yüksek çıkamaz. Yine benzer şekilde Fen testi sorularının tamamını cevaplayanların sayısı Matematik testinin tüm sorularını doğru cevaplayanlardan daha fazla çıkamaz. 2013 YGS sonuç istatistiklerine baktığımızda Sosyal bilimler testinin tüm sorularını cevaplayabilen aday sayısının Türkçe testinin tüm sorularını yanıtlayan aday sayısına oranı sadece binde 7 olarak kalmıştır. Yine aynı şekilde Fen ve Matematik testleri arasındaki ilişkiyi incelediğimizde Fen testinin tüm sorularını cevaplayabilen adayların Matematik testinde başarılı olanlara oranı binde 37 olmuştur.

   Denebilir ki kendi dilini ve matematiği iyi bilmeyen birey geriye kalan alanlarda yüksek başarıya ulaşamıyor. Genel bir bilimsel seviye ilerlemesi sağlamak için Matematik ve Türkçe eğitimini daha ileriye götürmeliyiz. Bunun üzerine çalışmalar yapmak gereklidir.

   Cinsiyete göre sınav başarı yüzdelerine baktığımızda kız öğrencilerin erkekleri her iki kategoride de geride bıraktığını görüyoruz.

                                                                    CİNSİYETE GÖRE SINAV BAŞARI YÜZDESİ

                                                                                                                140+                   180+

                                                                    KIZ                                  %89,5                  %72,4

                                                                    ERKEK                           %84,21                %65,3

                                                                    ORAN                             %94                       %90

 Başarı oranı yükseldikçe erkeklerin kızlara olan oranı düşmektedir. Bir diğer deyişle en başarılıların çoğunluğunu kızlar oluşturuyor. Bu da bize Türkiye’de iş gücüne neden ille de kadını katmamız gerektiğini bir defa daha anımsatıyor. Eğitim aldıktan sonra üretime katılmayan bir kadın Türkiye’nin geleceği için büyük bir kayıptır diyebiliriz.

  Sınav başarısı ile ailelerin kültürel gelişmişlik düzeyi arasında mutlaka başatlık söz konusudur. Bilinçli aileler eğitimi ve kazanımlarını yaşamlarında içselleştirirken bunu çocuklarına da aktarabilmektedir. Sosyo-kültürel seviyesi düşük ailelerin hedef belirlemelerinde kaliteli eğitim hedefi cılız kalmaktadır. Bilinçli aileler okul ve öğretmen üzerinde başarıya ulaşma ve ulaştırma konusunda olumlu bir baskı oluştururken  okul-öğretmen-öğrenci üçgenindeki performans artışını da sağlıyor olabilir. Genel eğitim seviyesi ülke ortalamasının altında yer alan illerdeki veliler bu tür olumlu baskıyı doğrudan ve/veya dolaylı olarak yaratmamakta ve göreceli başarı oranları düşük kalmaktadır diyebiliriz.

   Tüm toplumsal alanlarda olduğu gibi güvenilir ve etkin bir eleştiri kurumuna ihtiyaç vardır. Herhangi bir alandaki eleştirinin zayıflığı, taraflılığı veya olmayışı o alandaki ilerlemeyi ve gelişmeyi de yavaşlatmaktadır. Bilinçli ve talepkar aileler sadece kendi çocuklarının değil öğretmenlerin ve okulların da ilerlemesine olanak tanıyacaktır.

   Öneri: Türkiye genelinde 140+ seviyesini geçenlerin sayısını arttırmak ve sıfırcıları azaltmak için lise diplomasını elde etme şartı olarak adaylar 140 puanı geçmek zorunda olsunlar. Bu bir nevi minimum lise bitirme notu olsun. 140 puanı geçemeyen öğrenci lise mezunu sayılmasın.

Ali E.

   Ali E., 1989’dan beri ebeveynlere ve öğrencilere daha yüksek bir başarıyı nasıl yakalayabilecekleri konusunda danışmanlık vermektedir.

   Akademik destek verdiği öğrencileri Türkiye’ nin saygın üniversitelerinin yanı sıra Kanada, ABD, İngiltere, İsviçre ve Fransa gibi ülkelerde okumuş veya halen okumaktadırlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir