Aile ve Ebeveynlik Genel

ÇOCUK HAKLARI KONUSUNDA NE DURUMDAYIZ?

çocuk hakları

Çocuklar hayatımızın merkezinde, ebeveynlerin büyük çoğunluğu onlara güzel bir gelecek hazırlayabilmek için geç saatlere kadar ağır şartlarda çalışıyor, kendi lükslerinden vazgeçiyor ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Peki tüm çocuklar bu kadar şanslı mı?

2006 IV. Döneminde Türkiye genelinde 6-17 yaş grubundaki çocuk sayısı 16 milyon 264 bin olarak tespit edilmiş. Bu yaş grubundaki çocukların % 60,9’u kentsel, % 39,1’nin ise kırsal yerlerde bulunmakta bu çocukların % 84,7’si bir okula devam ederken,  % 15,3’ünün ise okula devam etmemektedir. Okula devam etmeyen çocukların % 58,8’ini kız çocukları oluşturması ise oldukça dikkat çekici. Kız çocuklarının da erkekler kadar okumaya hakkı olduğu halde devam etmeyen öğrencilerin yarısını oluşturması çocuk hakları açısından iyileştirme bekleyen bir nokta olarak görünüyor.

6-17 yaş grubunda bulunan 16 milyon 264 bin çocuktan % 5,9’u yani 958 bin çocuk ekonomik bir işte çalışmaktadır. Türkiye genelinde 6-17 yaş grubunda istihdam edilen çocukların % 47,7’si kentsel, % 52,4’ü kırsal yerlerde yaşamaktadır. İstihdam edilen çocukların % 66’sını erkek, % 34’ünü kız çocukları oluşturmaktadır.

Çalışan çocukların % 31,5’i bir okula devam ederken, % 68,5’i öğrenimine devam etmemektedir. Çocukların çalışmak zorunda olmaları nedeniyle öğrenimlerine devam edememesi gerçekten üzücü. Birleşmiş milletler çocuk hakları bildirgesinin 7. maddesinde çocuklara “genel kültür ve yeteneklerini, bireysel karar verme gücü, ahlaki ve toplumsal sorumluluğu geliştirecek ve topluma yararlı bir üye olmasını sağlayacak eğitim hakkı verilmelidir” diyor.  Bu eğitimde sorumluluğun önce ailenin olduğunu belirtiyor.  Ancak ailelerin ekonomik sıkıntılarının fazla  ve eğitim seviyelerinin düşük olması çocuklarının eğitim alması yerine çalışıp para kazanmasını istemelerine neden oluyor.

Çalışan çocukların % 40,9’u tarım (392 bin kişi), % 59,1’i tarım dışı sektörde (566 bin kişi) faaliyet gösterirken, % 53’ü ücretli veya yevmiyeli, % 2.7’si kendi hesabına veya işveren, % 43,8’i ücretsiz aile işçisi olarak çalışmaktadır.

6-17 yaş grubundaki çocukların % 5,9’u ekonomik işlerde çalışırken, % 43,1’i ev işlerinde çalışmakta, % 51’i ise hiçbir işte çalışmamaktadır. Bu durumda neredeyse çocukların yarısı ekonomik yada ev işlerinde çalışmak durumunda kalıyor.

Ev işlerinde ailesine yardımcı olduğunu ifade eden 7 milyon 4 bin çocuğun, % 61,2’sini kız çocukları oluşturmaktadır (4 milyon 289 bin kişi). Bu da toplumumuzda kadınlara biçilen ev işlerinden sorumlu olma rolünün nasıl oluştuğunu açıkça gösteriyor.

Çocukların erişkinden farklı fiziksel, fizyolojik, davranış ve psikolojik özellikleri olduğu, sürekli büyüme ve gelişme gösterdiği bilincinin yerleşmesi, çocukların bakımının bir toplum sorunu olduğu ve bilimsel yaklaşımlarla herkesin bu sorumluluğu yüklenmesi gerektiği düşüncesi 20 Kasım 1959’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda “Çocuk Hakları Bildirgesi” ile kabul edilmiştir. On ilkeden oluşan bu bildirge aşağıdaki gibidir:

1. İlke : Tüm dünya çocukları bu bildirgedeki haklardan din, dil, ırk, renk, cinsiyet, milliyet, mülkiyet, siyasi, sosyal sınıf ayırımı yapılmaksızın yararlanmalıdır.

2. İlke : Çocuklar özel olarak korunmalı, yasa ve gerekli kurumların yardımı ile fiziksel, zihinsel, ahlaki, ruhsal ve toplumsal olarak sağlıklı normal koşullar altında özgür ve onurunun zedelenmeyecek şekilde yetişmesi sağlanmalıdır. Bu amaçla çıkarılacak yasalarda çocuğun en yüksek çıkarları gözetilmelidir

3. İlke : Her çocuğun doğduğu anda bir adı ve bir devletin vatandaşı olma hakkı vardır.

4. İlke : Çocuklar sosyal güvenlikten yararlanmalı, sağlıklı bir biçimde büyümesi için kendisine ve annesine doğum öncesi ve sonrası özel bakım ve korunma sağlanmalıdır. Çocuklara yeterli beslenme, barınma, dinlenme, oyun olanakları ile gerekli tıbbi bakım sağlanmalıdır.

5. İlke : Fiziksel, zihinsel ya da sosyal bakımdan özürlü çocuğa gerekli tedavi, eğitim ve bakım sağlanmalıdır.

6. İlke : Çocuğun kişiliğini geliştirmesi için anlayış ve sevgiye gereksinimi vardır. Anne ve babasının bakımı ve sorumluluğu altında her durumda bir sevgi ve güvenlik ortamında yetişmelidir. Küçük yaşlarda çocuğu annesinden ayırmamak için bütün olanaklar kullanılmalıdır. Ailesi ve yeterli maddi desteği olmayan çocuklara özel bakım sağlamak toplumun ve kurumların görevidir. Çocuk sayısı fazla olan ailelere devlet yardımı yapılmalıdır.

7. İlke: Genel kültür ve yeteneklerini, bireysel karar verme gücü, ahlaki ve toplumsal sorumluluğu geliştirecek ve topluma yararlı bir üye olmasını sağlayacak eğitim hakkı verilmelidir. Bu eğitimde sorumluluk önce ailenin olmalıdır. Eğitimin ilk aşamaları parasız ve zorunlu olmalıdır.

8. İlke : Çocuk her koşulda koruma ve kurtarma olanaklarından ilk yararlananlar arasında olmalıdır.

9. İlke : Çocuklar her türlü istismar, ihmal, ve sömürüye karşı korunmalı ve hiçbir şekilde ticaret konusu olmamalıdır. Çocuk uygun bir asgari yaştan önce çalıştırılmayacak, sağlığını ve eğitimini tehlikeye sokacak fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişmesini engelleyecek bir işe girmeye zorlanmayacak ve izin verilmeyecektir.

10. İlke : Çocuk ırk, din ya da başka bir ayrımcılığı teşvik eden uygulamalardan korunacaktır. Anlayış, hoşgörü, insanlar arası dostluk, barış ve evrensel kardeşlik ortamında enerji ve yeteneklerini diğer insanların hizmetine sunulması gerektiği bilinciyle yetiştirilmelidir.

Bir Cevap Yazın