Aile ve Ebeveynlik

HADİ HADİ HADİ !

hadihadihadi

Hadi korku filmi başlıyor!

Çocuklar, acele etmemiz gereken durumlarda ne kadar ağır hareket ediyorlar hiç dikkat ettiniz mi! Ben bu sümüklü böcek temposunun sebebini yeni öğrendim. Bir kitap okudum ve bunun nedenlerini daha iyi anladım. Ayrıca kendimin de çok fazla “hadi” leyen bir anne olduğumu fark ettim.

Korku filmleri televizyonda hep gece oynar, niye ki, oysa benim korku filmim sabah ev halkı uyandığı zaman başlıyor! Yani her sabah 6.30 da. Bu film, karanlık bir tepenin üstünde, içinde yarasaların uçuştuğu, büyük bir kalede geçmiyor. Hayir, cornflakes kasesi, reçelli ekmekler ile banyo arasında yaşanır. Bu film her sabah benim sabrımın bir sınavı gibi. Çünkü masa başında düzgün yemek yemek, çabuk giyinmek, dişleri hızlı fırçalayıp , yüzünü yıkamak sanıldığı kadar kolay olmuyor. Aslına bakılırsa doğru olan bu değil. Anladım ki; her şeyi saatinde yetiştirebilmek için ben de “hadi” leyen annelerden biri olup çıkmışım. “Hadi Koray üstünü giyin”, “Hadi Koray yüzünü yıka”, “Hadi Koray lego saati değil”, “Hadi dişlerini fırçala , arka dişlerini unutma”,” Hadi Koray okul saati geldi ayakkabılarını giyin”. Bu nakaratlardan daha da fazlasını sayabilirim. Oysaki Koray, sanki kalçadan yeni ameliyat olmuş yaslı teyze hızında banyoya gider ve dişmacununu yavaşlatılmış bir futbol sahnesi gibi açar. Giyinirken gözleri bir kitabın sayfalarındadır, kıyafetlerini ise adeta ayak başparmağında dönerek giyinmeye çalışır. Bu sırada da çoraplar tabi ki ters giyilir. ”Hadi Koray, kahvaltı hazır!” Oysa masadaki, volkandan çıkmış lav sıcaklığındaki sütlü kakao ise çoktan buz gibi olmuştur bile. Evden çıktıktan sonra dahi, yolda yürürken, sanki bir yerde duracak ve mumyalı bir heykele dönüşecek diye korkuyorum. Bilhassa evi tam vaktinde terk etmesi gereken ebeveynler için bu durum tam bir maratona dönüşüyor ve çok fazla efor sarf etmek gerekiyor. Bu “Etkin Yavaşlamalar” bizim sabrımızı tüketirken ,neden hala üşengeç, rüya görürcesine, transa geçmiş gibi hareket ediyorlar? Bu bir provokasyon mu? Peki bu “Hadi” lemek işe yarıyor mu? Kesinlikle hayır. Bunu iki çocuklu tecrübeli bir anne olarak cevaplayabilirim? “Hadi” leyen annelerin ortak yönleri sabırsızlık ve mükemmeliyetçilikmis. Bu “Hadi” kelimesi de çocukların gizli savunma mekanizmasıymış. Pasif bir direnişmiş. Ilerki hayatlarını bile etkiliyormuş. “Hadi” kelimesini azaltmaya ve yok etmeye çalışıyorum. Bunun için bir, iki saniye durup, doğru cümleyi bulmaya çalışıyorum. Örneğin şu an Koray da denediğim yeni yaklaşımım şu “Hala pijamalarınla mı dolaşıyorsun? Yoksa okula pijamalarınla mı gideceksin?” diyorum “Hayır, giyinicem simdi.” diye bir cevap geliyor. “Tamam” deyip çıkıyorum. Banyoda dişler fırçalanmadığı zaman “ Dişlerini fırçalamadın mı henüz? Diyorum “Hayır! “ dediğinde “Sen bilirsin, fırçalama, o zaman kumbaradaki paralarımızı çürük dişlerimizi onarması için dişçiye vermemiz gerekecek.” diyorum. Nasıl oluyorsa, ışık hızı ile o dişler fırçalanmaya başlanıyor. Servisi şu ana kadar hiç kaçırmadık ama eğer bir gün kaçırırsak bile bunu kendime dert etmeyeceğim. Çünkü çocukların sebep-sonuç ilişkileriyle de öğrendiklerini, okuduğum bu kitap bana yeniden hatırlattı. İleride, bu yavaşlığı yüzünden, ilkokul ve lisede bazı sorunlar yaşayacak ve sanırım o zaman bazı şeyleri daha iyi anlayacak. Mümkün olduğu kadar onlardan daha erken kalkarak güne hazırlanıyorum. Bu sayede edindiğim iç huzurumu onlara yansıtmaya çalışıyorum. Sağlığımız ve huzur, mükemmeliyetçilikten daha önemli.

Manolya Saçlı

Yoga Eğitmeni

Bir Cevap Yazın